1-) Görüş ve Yorum Sahibi:
Sefa SEZER
Görüş ve Yorum Tarihi: 13.08.2026
"Malatya’nın Bir Vali Destanı: Seddar Yavuz İkliminin Hikayesi"
Bazı şehirler vardır; insanın hayatına yalnızca bir coğrafya olarak değil, bir duygu olarak dokunur. Malatya da böyledir. Kayısının kokusundan Battalgazi’nin tarihine, Yeşilyurt’un toprağından yeşilliğine, insanının vefasından yeniden ayağa kalkma iradesine kadar bu şehir, kendine özgü bir ruh taşır.
Şehirlerin kaderinde ise zaman zaman bazı isimler belirgin izler bırakır. Kimi yöneticiler görevini tamamlar ve geride bir makam hatırası bırakır. Kimileri ise bulunduğu şehrin meselelerine yalnızca bir idareci olarak değil, bir emanet sahibi olarak yaklaşır. İşte benim zihnimde “Seddar Yavuz iklimi” dediğim anlayış biraz da burada başlıyor.
Bu ifade, bir kişiyi yüceltme arzusundan çok, bir yönetim anlayışını tarif etme çabasıdır.
Çünkü şehir yönetmek yalnızca kurumları sevk etmek, toplantılara başkanlık etmek veya resmî yazışmaları yürütmek değildir. Şehir yönetmek; insanların umuduna dokunabilmek, zor zamanlarda toplumun yanında durabilmek, devletin şefkatini ve ciddiyetini aynı anda hissettirebilmek, sorunları görmezden gelmeden çözüm iradesi ortaya koyabilmektir.
Malatya’nın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de tam olarak budur: “inanç.” / “güven”
Bir şehrin yeniden inşası yalnızca binalarla olmaz. Şehirler betonla kurulabilir ama güvenle ayağa kalkar.
Depremin ardından Malatya’nın yaşadığı büyük sarsıntıyı düşündüğümüzde mesele yalnızca yıkılan yapılar değildir. Evini, işini, alışkanlıklarını, komşuluklarını ve geleceğe dair planlarını kaybeden insanların yeniden hayata tutunmasıdır asıl mesele.
Bu nedenle yöneticilerin ortaya koyduğu her irade, toplumda karşılığını yalnızca yapılan işlerle değil, oluşturduğu güven duygusuyla bulur.
Ben “Seddar Yavuz iklimi” derken biraz da bu güven duygusunu kastediyorum.
Devletin vatandaşına uzak bir makam değil, zor zamanında yanında duran bir güç olduğunu hissettiren bir iklim…
Malatya’nın yeniden ayağa kalkma hikâyesi, yalnızca kamu yatırımlarının veya fiziki dönüşümün hikâyesi değildir. Aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, kamu iradesinin, eğitimle güçlenen gençlerin, üreten insanların ve geleceğe inanan bir şehrin hikâyesidir.
Burada özellikle eğitim meselesinin altını çizmek gerekir.
Çünkü Malatya’nın gerçek kalkınması yalnızca yeni yollar, binalar ve tesislerle ölçülemez. Bir şehrin geleceğini belirleyen asıl unsur, insanına yaptığı yatırımdır.
Çocuklarımızın nitelikli eğitim alması, gençlerimizin kendisini bu şehrin geleceğinde görmesi, öğretmenlerimizin desteklenmesi, üniversitelerimizin şehirle bütünleşmesi, mesleki eğitimin güçlenmesi, girişimciliğin ve yenilikçiliğin teşvik edilmesi; Malatya’nın yarınlarına bırakabileceğimiz en değerli mirastır.
Çünkü bir okul açıldığında yalnızca bir bina açılmaz; bir gelecek kapısı açılır.
Bir genç desteklendiğinde yalnızca bir öğrenci desteklenmez; bir ailenin, bir mahallenin, hatta bir şehrin geleceğine yatırım yapılır.
Malatya'nın Yeni Destanı da İşte Bu İnançla Yazılacaktır
Bu nedenle şehir yönetiminde eğitimin, kültürün, gençliğin ve sosyal politikaların taşıdığı değer çok büyüktür.
Malatya'nın yeniden ayağa kalkma iradesi de işte bu bütüncül bakışla anlam kazanacaktır.
Benim için “Seddar Yavuz iklimi”nin bir başka anlamı da sahada olma duygusudur.
Çünkü yönetim masasından görülen şehir ile sokağın içinden hissedilen şehir aynı değildir.
Bir esnafın dükkânında söylediği cümle, bir öğrencinin gözlerindeki umut, bir öğretmenin beklentisi, bir annenin geleceğe dair kaygısı veya bir gencin “Bu şehirde kalmak istiyorum.” diyebilmesi; bir şehrin gerçek göstergeleridir.
İyi yönetim, bu sesleri duyabilme sanatıdır.
Ve Malatya'nın bugün her şeyden önce duyulmaya, anlaşılmaya ve geleceğine inanılmaya ihtiyacı vardır.
Elbette hiçbir yönetim anlayışı kusursuz değildir. Hiçbir şehirde bütün sorunların tek bir iradeyle çözülmesi mümkün değildir. Kamu yönetimi; kurumların, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplumun, iş dünyasının, öğretmenlerin, gençlerin ve vatandaşların ortak sorumluluğudur.
Fakat bütün bu aktörleri aynı hedef etrafında buluşturabilecek bir vizyon ve inanç olduğunda şehirler daha hızlı yol alır.
İşte bu yüzden bazı isimler, görev yaptıkları dönemden daha büyük bir anlam taşır.
Çünkü bıraktıkları şey yalnızca yaptıkları işler değil, insanların zihninde oluşturdukları “yapabiliriz” duygusudur.
Malatya'nın ihtiyacı da tam olarak budur:
“Yeniden başarabiliriz.”
“Çocuklarımız için daha güzel bir Malatya kurabiliriz.”
“Gençlerimizi bu şehirde tutabiliriz.”
“Eğitimle, üretimle, bilimle ve dayanışmayla daha güçlü bir şehir inşa edebiliriz.”
Ve belki de en önemlisi:
“Malatya'nın geleceğine inanabiliriz.”
Valilik makamları değişebilir, görevler değişebilir, zaman geçebilir. Fakat şehirlerin hafızasında kalan şey çoğu zaman makamın kendisi değil, insanda bıraktığı histir.
Ben “Seddar Yavuz iklimi”ni bu nedenle bir dönem adı olarak değil, Malatya'nın yeniden ayağa kalkma iradesine katkı sunan bir yönetim duygusu olarak görüyorum.
Çünkü Malatya yalnızca geçmişiyle övünen bir şehir değildir.
Malatya, geleceğini kurabilecek bir şehirdir.
Kayısının bereketini bilime, tarihinin birikimini eğitime, gençlerinin enerjisini üretime, yaşadığı büyük acıyı ise güçlü bir dayanışma kültürüne dönüştürebilecek bir şehirdir.
Ve bunun için en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri, birbirimize yeniden inanabilmektir.
Malatya'ya, Malatyalıya, gençlerimize, öğretmenlerimize, çocuklarımıza ve bu şehrin yarınlarına inanmak… Vizyonumuzu görmek bu temelden başlar..
Belki de bütün mesele budur.
Çünkü şehirler önce zihinde yeniden kurulur.
Sonra sokaklarda…
Sonra okullarda…
Sonra meydanlarda…
Ve nihayet insanların kalbinde.
Ve o destanın en güzel cümlesi belki de şu olacaktır:
“Bu şehir düştüğü yerden yalnızca ayağa kalkmadı; geleceğine daha güçlü inanmaya başladı.”
Saygılarımla…
Sefa SEZER
2-) Görüş ve Yorum Sahibi:
Sefa SEZER
Görüş ve Yorum Tarihi: 26.09.2026
Bir şehrin sokaklarında yürürken sadece binalara, caddelere, yükselen inşaatlara bakmaz insan; o şehrin asıl nabzını çocukların gülüşlerinde, gençlerin gözlerindeki ışıltıda arar. Çocuklarımızda ve gençliğimizde geleceğimizi arayacağız çünkü..
Eğer bir şehrin çocukları umutla bakıyorsa yarınlara, o şehrin geleceğinden endişe etmezsiniz. Lakin o coğrafya, asrın felaketi gibi tarifsiz sarsıntılardan geçmişse; sadece betonlar değil, kalpler de, hayallerin ritmi de yara almışsa, orada idarecilik kelimesi yepyeni bir anlam kazanır. İdarecilik artık sadece bir makam, bir bürokrasi işi olmaktan çıkar; bir tamir, bir ihya ve en saf haliyle bir "gönül yapma" sanatına dönüşür. Malatya’mızda artık öyle bir iklim var ki “Vali” ibaresinin yer aldığı çemberde ilk başta ve hep “güven” güneşini almaktayız..
İşte Malatya’da bugün, tam da bu ruhla, bu hassasiyetle taş üstüne taş koyan, kalpten kalbe köprüler kuran bir lider var: “Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz”.
Kıymetli bürokratlığı ile birlikte eğitimi hayatının merkezine koyan, öğrenmeyi bir varoluş meselesi sayan ve en önemlisi, her bir çocuğun omuzuna şefkatle dokunabilen bir gönül insanı. Onun idari felsefesinin en temel sütunu bellidir: Devlet, vatandaşına en çok zor anında, en çok şefkate ihtiyaç duyduğunda el uzatandır. Ve bu el uzatmanın en güzel, en samimi adresi hiç şüphesiz çocuklardır.
Vali Seddar Yavuz’un dilinden düşmeyen, zihninden ve yüreğinden bir an olsun çıkmayan o hakikat, Malatya’nın bugünkü sosyal politikalardaki pusulasıdır: "Kaybedecek bir tek çocuğumuz bile yok." Bu cümle, sıradan bir slogan değil; bir devlet adamının ahlaki taahhüdüdür.
İşte bu taahhüdün sahada hayat bulmuş en görkemli, en dokunaklı eseri ÖNEM’dir. Adı üstünde, ismindeki her bir harf bir hakikati haykırıyor: ÖNEM. Çünkü bu hayatta her çocuk önemlidir, her birinin hikayesi eşsizdir ve her biri devletin şemsiyesi altında başını dik tutmayı hak eder.
Depremin o soğuk ve gri izlerini silmeye çalışan Malatya’da, ÖNEM Projesi adeta ruhsal bir bahar dalgası gibi esti. Sayın Valimizin liderliğinde hayata geçirilen bu proje, aslında o kadar önemli ir meşguliyet ki dezavantajlı ya da hayatın sillesini erken yemiş evlatlarımızı yalnız bırakmıyor. Onları sarıp sarmalayan bir "hami" sistemiyle, bir akıl ve sevgi bağıyla hayata yeniden bağırıyor. Çocuklar sadece akademik olarak desteklenmiyor; milli, manevi ve insani değerlerle teçhiz edilerek yarının güçlü bireyleri olarak yetiştiriliyor.
Bir vali düşünün; makamının kapısı sadece resmi zevatlara değil, gözlerinde umut arayan, birazcık cesarete, birazcık "sen de önemlisin" sözüne ihtiyacı olan çocuklara ardına kadar açık. O çocukların dertlerini dinlerken gözlerindeki ışıltıyı fark eden, onlara bir baba şefkatiyle yaklaşabilen bir idareci... İşte bu yüzden ÖNEM Projesi, kağıt üzerinde kalan bir proje değil; Malatya’nın sokaklarında, evlerinde, okullarında yaşayan, nefes alan canlı bir organizma haline geldi.
Eğitimi önemsemek, sadece okul binası yapmakla bitmez. Asıl marifet, o okulun kapısından içeri giren her çocuğun ruhundaki fırtınayı dindirebilmek, "Sen buradasın ve bizim için değerlisin" diyebilmektir. Sayın Valimiz Seddar Yavuz, tam da bunu yapıyor. Eğitimi bir zihniyet devrimi, çocukları ise yarının inşası olarak görüyor.
Yıkılan binalar elbet yapılır, betonlar yeniden yükselir, caddeler eskisinden de süslü hale getirilebilir ki çok şükür bu süreci de başarıyoruz..Lakin kırılan bir çocuğun kalbini onarmak, solan bir tebessümü yeniden yeşertmek ancak yüce bir vicdanın, derin bir devlet adamlığı vizyonunun eseridir.
Sözlerime böylesine kıymetli çalışmanın önemini vurgulayıp son verirken;
Malatya, bugün bu şefkatli dokunuşla geleceğe çok daha güçlü, çok daha inançlı yürüyor. İyi ki varsınız Sayın Valim. Sizin liderliğinizde biliyoruz ki, bu topraklarda hiçbir çocuk yaban ellerde kalmayacak, hiçbir hayal yarım kalmayacak.
Çünkü siz, eğitime verdiğiniz değerle, "ÖNEM" ile dokunduğunuz her kalpte, yarının güzel Türkiye’sinin mimarı oluyorsunuz.
Saygılarımı arz ederim.
Sefa SEZER
26.09.2026